Felsefenin, İnsan Haklarının ve Aydınlanmanın Sessiz Savunucusu: Ioanna Kuçuradi Hoca'ya Saygıyla
Prof. Dr. Ioanna Kuçuradi’yi İstanbul’da 2003 yılında, dönemin Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer’in himayesinde ve Türkiye Felsefe Kurumu’nun taşıyıcılığında düzenlenen Dünya Felsefe Kongresi etkinlikleri sayesinde uzaktan tanıdım.
İzleyen yıllarda Çukurova Üniversitesi Eğitim Fakültesi Felsefe Grubu Eğitimi tarafından düzenlenen felsefe toplantılarından birinin ardından kendisiyle yüz yüze tanışma fırsatı buldum. Akşam yemeğinde uzun bir sohbetimiz oldu. Yemek esnasında, toprak etiği konusundaki bir çalışmadan bahsederek, ne düşündüğünü ve önerilerini almaya çalıştım. Her sözü özenli ve öğreticiydi.
Bilgisizliğin yarattığı sonuçlar yüzünden sorun yaşıyoruz
İoanna Kuçuradi’nin temel argümanı başından sonuna kadar insan ve insanın insana olan ilişkisiydi. Kuçuradi, insan sorumluluğuna ve bu bağlamda “değere ve değer bilgisine” büyük önem veriyordu. Basit görünse de, değer ile değer yargısının aynı şey olmadığını belirtti. Doğuştan itibaren kuşatıldığımız kalıpları sorgulamamızı ve ezberlerin bozulmasının önünü açtı. Öğretilen her şey veya toplumca kabul edilen doğrular gerçekten doğru mu? Ya yanılıyorsam?
Görüşlere ve düşüncelere saygı duyulmayabileceğini, ancak insana saygı duyulmasının kategorik olduğunu belirtiyordu: “Fikirlere saygı değil, insanlara saygı söz konusudur.” “İnsanlık onuru, sizin kendi başınıza gelen olaylarda değil, başkalarının başına gelen bir olay karşısında nasıl tavır aldığınızdan anlaşılır.” İfadesiyle erdemli ve vicdanlı bir insan olmanın önemini hepimize hatırlatıyordu. “Bilgisizliğin yarattığı sonuçlar yüzünden acı çekiyoruz,” diyordu. “Mesleki eğitimden önce insanlaşma eğitimi verilmeli,” diyordu. İnsan haklarının temel felsefesiyle birlikte öğretilmesini savunuyordu.
“Düşünceye düşünce ile karşılık veriler, ceza ile değil”
Ülkenin toplumsal ve siyasal sorunlarına yönelik sert eleştiriler yerine bilgi ve felsefe üzerinden, insan hakları ve aydınlanma üzerinden bir yol açmaya çalışıyordu. Geniş kitlelere kendi tarzıyla insan haklarının değerini, kişi olabilmenin önemini anlatmaya çalıştı.
Zaman zaman daha açık bir tutum sergilememesi nedeniyle eleştirilere de maruz kaldı, ancak tarzı hep sakin hareket etmek şeklindeydi. Üslubu sakin olmakla birlikte, “düşünceye düşünce ile karşılık verilir, cezayla değil” diyerek tavrını açıkça düşünce ve bilimsel özgürlüklerden yana ortaya koyuyordu.
Prof. Dr. İoanna Kuçuradi’yi sade, tutarlı ve kendine özgü tarzıyla, eserlerindeki titizliğiyle özgün bir kişi ve aydınlanmacı bir felsefeci olarak gördüm; belleğimde de öyle kalacak.
Doğanın güzel çiçekleri, insanlık adına çalışan ve bilgi üretenlerin kabirlerini renklendirsin. Toprağı bol, insan hak ve özgürlüklerine dair ilke ve dilekleri gerçek olsun.
Yazar
Prof. Dr.İbrahim Ortaş
Ziraat Fak. Prof. Dr.