İKİNCİ ÜNİVERSİTE İKİNCİ BAHAR MI?
*50 yaş üstü öğrencilerin sayısı her geçen gün artıyor. *Yaşlılar okuyup öğrenmekte sınır tanımıyor.
Gençlerin okumaya ve öğrenmeye olan istekleri çeşitli sebeplerle her geçen gün azalırken 50 yaş ve üzeri yaşlılar ikinci üniversitelerini okumak amacıyla sınavsız giriş haklarını kullanmak için birbirleriyle yarışıyorlar.
Durum onu gösteriyor ki ununu elemiş, eleğini duvara asmış yaşlılar ömürlerini evlatlarının yanında torun bakarak geçirmek istemiyorlar. Her daim öğrenmeye ve kendilerini geliştirmeye açık olan yaşlılar, hayatlarının sonuna kadar okuyup yazmak niyetindeler. Böylece toplumun okumuş yaşlılara bakışı da bir anlamda değişiyor.
Konuyla ilgili araştırmalar yapan Gazeteci-Yazar, Halkla İlişkiler Uzmanı, Televizyon Program Yapımcısı aynı zamanda Kutlu Parti Aile ve Sosyal Politikalardan Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Nazan Öçalır’ın görüşlerine başvurduk;
-Nazan Hanım, yaşlıların okuma ve öğrenme konusundaki bu azmini nasıl değerlendiriyorsunuz?
Hafızalarını canlı tutma ve geleceğe umutla bakma açısından çok olumlu buluyorum. Okullar sadece bilgi veriyor, biz bu bilgileri alıp hayata uyarlıyoruz. Yeni yeni şeyler öğrenmeyi istemek de en doğal hakkımızdır diye düşünüyorum.
-Bildiğim kadarıyla siz de ikinci kez üniversiteye başlayanlardansınız?
Evet doğru söylüyorsunuz. Ben Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Basın Yayın Yüksek Okulu Gazetecilik ve Halkla İlişkiler Bölümünü 1987 yılında bitirip mezun oldum. Çalışma hayatına başladım. Evlilik, çocuklar derken zamanın nasıl geçtiğini bilmiyorum. Şimdi yaşlılar sınıfındayım.
- Neden ikinci kez bir üniversite okumak istediniz?
Üniversiteyi bitirmemin üzerinden uzun yıllar geçmişti. Mesleğimin her aşamasında görev aldım. Ancak toplumdaki hızlı değişim beni bilgilerimin yetersizliği konusunda uyardı. Onca yıl geçmiş toplum ve insanlar küreselleşmenin etkisiyle başka bir yapıya bürünmüştü. Modernizmin sonrası postmodern bir dünyada yaşıyorduk ve emperyalizmin tüm olumsuzlukları toplumda hızla yol alıyordu. Her iletişimci aslında bir toplum mimarıdır. Toplumsal analizler yapar. Dünyada neler oluyor, neler bitiyor derken bir merak beni Sosyoloji bilimi konusunda eğitim almaya itti. 2021 yılında uzaktan eğitimle İstanbul Üniversitesi’ne kayıt oldum. Bilgilerimi güncelledim. Bu eğitimin sistematiği nereden başlamam gerektiği konusunda iyi bir yol haritası oluşturdu. Artık toplusal gelişmelerin ölçümü konusunda da bilgi sahibiyim.
-Amacınız ikinci bir diploma daha mı almaktı?
Kesinlikle hayır. Zaten dört yıllık bir lisans diplomam var. Benimki bilgilerimi güncelleme çabasıydı. Bu yaştan sonra diploma hevesim yok elbette... Biz zaten öğrendiklerimizi hayatımızın içinde kullanmıyor muyuz?
-İkinci üniversitenizi okurken zorluklarla karşılaştınız mı?
Yaş ilerleyince insanların algı ve reflekslerinde bir azalma oluyor. Gençken bir kez okuduğunuzda anladığınız cümleleri bazen iki kere okumak durumunda kalıyorsunuz. Beyin yılların verdiği dolulukla yorgun...Aynı anda birçok şeyi düşünmek durumundasınız. Halihazırda bir de çalışıyorsanız aklınızın büyük bir kısmı oraya yoğunlaşmış oluyor. Elbette ilk gençlik yıllarındaki gibi verimli bir öğrenme değil bu...Bilgileri ayıklayıp farklı gördüklerinizi deneyimlemek istiyorsunuz. Ezberciliğe dayanan sorularda zorlanıyorsunuz. Çünkü ezber yeteneğiniz zamanla azalmış oluyor.
- Bu girişten sonra bir takım istatistiki verilere de ihtiyacımız olacak. Türkiye’deki yaşlı öğrenciler hakkında neler söyleyebilirsiniz?
Ülkemizde lisans mezunu 35 yaş ve üzeri 729 bin 966 kişi var. 35-60 yaş arası aktif ikinci üniversite öğrencisi sayısı ise 247 bini bulmuş durumda... Bu anlamda yaşlıların kabuğuna çekilip emeklilik hayatı yaşadığını söylemek mümkün değil... Kendisini geliştirmek isteyen farklı alanlarda yeni bilgilere ihtiyaç duyanlar kariyerlerine eklemeler yapıyorlar. Aynı zamanda gelecekten umudunu kesmiş gençlere de azmin elinden hiçbir şeyin kurtulamayacağını anlatmak istiyorlar.
- Sınavsız girişlerin yanı sıra bir de üniversite sınavına gençlerle birlikte girecek olanlar var. O konuda da istatistiki bilgi verir misiniz?
Yüksek Öğrenim Kurumu YÖK’ün açıklamalarına göre 2026 YKS sınavına girecek 50 yaş üstü adayların sayısı 20 bin 159 kişiye ulaştı. En yaşlı aday ise 87 yaşında...
Ne dersiniz; sizce de hayat kırkından sonra bir kez daha başlamıyor mu?