KENT SORUNLARI
Kentlerin temel sorunu otomobil bağımlılığıdır.
Kentlerin temel sorunu otomobil bağımlılığıdır. Ulaşımın otomobil temelli olacağı beklentisi alınan yanlış kararların sebebi, doğan problemlerin kaynağıdır. Yönetimler, otomobilleri değil insanları gideceği yere ulaştırmayı prensip edindiğinde, problemler kendi kendilerini çözmeye başlar.
İlk önce, herkesi gideceği yere otomobille taşıyamayacağımız gerçeğinden başlayalım. Tüm kentin nüfusu kadar otomobilin hareket edeceği ve her gittiği yerde park yeri bulacağı bir sistem imkansızdır. Şehirlerde bu kadar yer yoktur ve bulunmaya çalışıldıkça aktiviteler birbirinden daha da uzaklaşır ve kopar, otomobil bağımlılığı daha da artar, tüm alt yapı daha da yetersiz kalmaya başlar.
Kentlerin sınırlı kaynakları her seferinde yol genişletme, alt geçit, üst geçit, köprülü kavşak, tünel, oranın buranın altında katlı otopark, çift katlı yol, üç katlı kavşak... diye artan bir ritimde otomobil ulaşımı için heba edilip toplu taşımaya kaynak kalmadıkça, kentliler otomobile daha çok bağımlı olmaya başlar ve otomobil ulaşımına yapılan tüm yatırımlar çok daha yetersiz olur. İşin kötüsü, bu başarısız sonuç soruna başka bir çözüm aramayı teşvik edeceğine, "bak, bu kadarı bile yetersiz oldu, hadi çok daha fazlasını yapalım" diye bizi tuzağın içine artık çıkamayacağımız şekilde çekmeye başlar.
Üstelik bu alt geçit, kavşak, vs... gibi tamamen beton, insan aktivitesi olmayan, itici, kimsenin kullanmadığı, "kimseye ait olmayan" yerler, çeşitli kent suçlarının da mekanları haline gelir. Çözüm polisiye önlemlerde aranır.
Adana, bu kabusa bir adım uzaklıkta.
Çözüm yaya dostu şehirler ve etkin toplu taşıma sistemidir. Yaya dostu bir kent dokusu, etkinlikleri birbirine yaklaştırır, yürümeyi rahat ve keyifli hale getirir ve sonuçta insanları gidecekleri yere yürüyerek gitmeye teşvik eder. Yürüyerek gidemeyecekleri yerlere ulaşmaları için de hızlı, konforlu, sık seferli, yaygın ve ucuz bir toplu taşıma ağı gereklidir. Böyle bir ağ, en konforlusu bile, otomobil ulaşımının altyapısını durmadan yenilemek ve artırmaktan daha ucuza mal olur ve etkilidir. Otomobil alt yapısı hiç bir zaman tatmin edilemezken toplu taşıma yatırımı sonuç alır.
Otomobil ulaşımını teşvik edip trafik sıkışıklığı yaratmamak için otomobil ulaşımının nispeten yavaş, park yerlerinin kısıtlı olması vaz geçilmez önemdedir. İsteyen ulaşım için otomobil kullanabilir fakat bunun toplu taşımadan daha yavaş, daha sıkıntılı olacağını kabul etmiş olması gerekir. Halbuki kente otomobil yükü yüklememiş olan yayaların ulaşımını hızlı, konforlu ve ucuz bir şekilde sağlamak yönetimlerin görevidir.
Otomobil trafiğinin azalmasıyla hava kirliliği azalır, gürültü de. Yavaşlayan trafikle ortam daha sakin ve güvenli olur. Bütün bunlar yayaları daha çok davet eder. Rahat bir yaya ulaşımını teşvik eden çekici bir çevrede insanlar dolaşır, oturur, oynar, etrafa bakar, yeni şeyler görür, dostlarına rastlar, yeni dost edinir... Bunlar kent ortamının çekici bir sosyal mekan olma işlevini kuvvetlendirir, şehri medeni bir şehir yapar.
Darısı başımıza...